Tüm Duyurular

Anadolu‘ya Tır Dolusu Yardım

  • 19.12.2017

LÖSEMİ, lösemili ve kan hastası çocukların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan bir kuruluştur. Bu kuruluşun amacı, başta eğitim ve sağlık olmak üzere ihtiyaç sahibi hasta ve hasta yakınlarına maddi ve manevi olarak yardım ve hayata tutulmalarını sağlamaktır. Çeşitli kampanyalar düzenleyerek duyarlı bir kitle oluşturan Lösev’e gönüllü ve bağışçı olarak destek olabiliyorsunuz. Uluslararası ilişkilerde de aktif olarak rol oynayan Lösev, çeşitli etkinliklerle ve üyeliklerle dış basında saygı ve destek görüyor . Siz ne yapabilirsiniz ? sorusuna ise verdiği yanıtlar gerçekçidir . “ okul ihtiyaçları,atölye ihtiyaçları , vakıf genel ihtiyaçları” şeklinde bir sıralama yapılabilir . Lösev , kuruluşundan beri süre zarfında çeşitli projelere imza attı . Bunlardan birkaçını sıralarsak El Kızından Gelinim Olsun , Sarılan Eller, Annemin de Yüzü Gülüyor, Kardeş Okullar Kansere Karşı Duyarlı, Kanserli Çocuklarımızı Yaşatalım gibi bir sürü projenin yaratıcısı ve yöneticisi oldu. Lösev , bu tarz projelere bir yenisini daha ekledi . Bir İyilikler Tırı oluşturuldu. Bu tır Lösev’ e kayıtlı ailelere gıda yardımında bulundu. Türkiye ‘nin tüm şehirlerini dolaşmayı hedefleyen İyilik Tırı, sadece gıda yardımında bulunmadı . Çocuklar için oyuncak ve kıyafet desteği de sağlandı . Yıldız Ayaz 3 yaşındaki torunu Zeynep için İyilikler Tırı’nı ziyaret etti . Ayaz, İyilikler Tırı’nın hasta çocukları sevindirdiğini belirtti . Lösev İyiler Tırı’ndan torunu Zeynep için bir bisiklet alan Yıldız Ayaz, “ Bir küçük hediye bile olsa onları mutlu ediyor. “ dedi . Lösev yolculuğuna devam ediyor . Özge Taşdemir

Devamı

Bitcoin'in Yükselişini Bilen Yatırım Uzmanından Rekor Tahmin

  • 19.12.2017

Wall Street'in iki öncü kuruluşunun Bitcoin vadeli işlemlerini başlatmasının ardından kripto parası Bitcoin 19 bin dolar seviyesini yakaladı. 2017 yılına 1000 dolar seviyesinden başlayan Bitcoin'in kesintisiz yükselişini önceden tahmin eden ABD'li yatırım uzmanı Ronnie Moas için ise gelinen nokta şaşırtıcı değil. ABD'de yayın yapan ekonomi kanalı CNBC'ye konuşan Standpoint Research'ün kurucusu Moas, "Bitcoin için 'Al' tavsiyesi verdiğimde fiyat mevcut seviyenin yüzde 500 altındaydı" diyor ve yeni bir yüzde 500 artış beklediğini ifade ediyor. Yeni Tahmin: 400 Bin Dolar Bitcoin'in gelecekte 300 ila 400 bin dolar seviyesine kadar yükselebileceğini ifade eden Moas, tahminini arz-talep dengesine dayandırıyor: "Dünyada ne kadar altın rezervi olduğunu bilmiyoruz. Ama toplam Bitcoin rezervinin ne olduğunu kesin olarak biliyoruz. İki yıl içerisinde dünya genelinde 300 milyon kişi Bitcoin almanın peşinde olacak." Moas, kripto paraya yatırım yapmak isteyen kişi sayısının artmaya devam etmesiyle fiyatta ciddi bir artış yaşanacağını öngörüyor ve "Ortada devasa bir arz-talep dengesizliği var. Bunun sonucunda da fiyatın yükselmesi kaçınılmaz" diye konuşuyor. Moas'ın bu öngörüsü, dünyanın en büyük vadeli işlem borsası olan Chicago Ticari Takası'nın (CME) Bitcoin'de vadeli işlem hizmetlerini başlattığı gün geldi. Kaynak: BBC TÜRKÇE Haber: İsmail Karaduman

Devamı

Marmara Üniversitesi Kızılay Kulübünden Kan Bağışı Kampanyası

  • 19.12.2017

Marmara Üniversitesi Kızılay Kulübünden Kan Bağışı Kampanyası.

Devamı

Oscar’a Aday Olacak Filmler Açıklandı

  • 16.12.2017

Oscar’a Aday Olacak Filmler Açıklandı.

Devamı

Genç Seyyah Çizim Yaptığı Bardakları Satarak Dünyayı Geziyor

  • 15.12.2017

Genç Seyyah Çizim Yaptığı Bardakları Satarak Dünyayı Geziyor.

Devamı

İstanbul'un tespit edilmiş 39 ismi var

  • 15.12.2017

Ümit Meriç, dünyada hiçbir şehrin İstanbul kadar çok ismi olmadığını belirterek, ''İstanbul'un tespit edilmiş 39 ismi vardır.'' şeklinde açıklamada bulundu. Yazar Prof. Dr. Meriç Dolmabahçe Sarayı Konferansları kapsamında, ''Geçmişten Günümüze İstanbul'' başlıklı bir konferans verdi. "Dünyada hiçbir şehrin İstanbul kadar çok ismi olmamıştır. İstanbul'un tespit edilmiş 39 ismi vardır." diyen Meriç verdiği konferansta İstanbul'un dünyanın en güzel şehri olduğunu ifade etti. Ayrıca Salt coğrafyasına bakılarak bu şehrin önemini anlamanın hiçbir şekilde yeterli olmayacağını, tarihten de dipnotlar alarak araştırmalar yapılması gerektiğini vurguladı. İstanbul'un jeomorfolojik ve tarihi geçmişinin bugüne yansıyan güzellikleri olduğunu anlattı. İstanbul'un coğrafi konumunun önemini ısrarla vurgulayan Meriç, "İstanbul kıtalar arasında 'Avrasya' dediğimiz Avrupa, Asya, Afrika kıtalarının kesiştiği noktada bulunmaktadır. Böylece İstanbul fiziki olarak Avrasya'nın başkentidir. Dolayısıyla onun dünya tarihi açısından da çok önemli bir şehir olmasını beraberinde getirmiştir.'' diye konuştu. Meriç, İstanbul'un çok derin bir tarihi olduğunu, Roma İmparatorluğu'nun hâkimiyetine girdiğinde imparatorun şehri çok beğendiği için oğlu Antonina'nın ismini şehre verdiğini ve bunun da şehrin en eski isimlerinden biri olduğunu dile getirdi. "İstanbul'un her yeri eski tarihten izler taşıyor" Konstantin tarafından şehrin adının Neo-Roma konulduğunu söyleyen Meriç, şunları anlattı : ''Konstantin, büyümüş olan imparatorluğu Roma'dan yönetemeyeceğini biliyor fakat yeni bir başkent bulamadan ölüyor. Yerine oğlu Konstantinus geçiyor ve Roma İmparatorluğu'na yeni merkez arıyor. 11 Mayıs 330'da İstanbul, Roma İmparatorluğu'nun başkenti ilan edilir. Roma İmparatorluğu ikiye ayrıldıktan sonra bu bölge Doğu Roma'nın başkenti olmuştur. 1453'te İstanbul'un fethine kadar bin yıl yaşamaya devam eden bir imparatorluğun merkezidir İstanbul. İstanbul'un Konstantinopolis, yani Konstantin şehri adını alışı 5. ve 6. yüzyıllardaki kilise kayıtlarıyla olmuştur. Dünyada hiçbir şehrin İstanbul kadar çok ismi olmamıştır. İstanbul'un tespit edilmiş 39 ismi vardır.'' Mısır'dan getirilen ''Milyon Taşı'' sütunların Sultanahmet Meydanı'na dikildiği zaman, İstanbul'un şimdikinden 2 kat daha aşağıda olduğunu anlatan Meriç, zamanın tozunun İstanbul'u 2 metre yükselttiğini söyledi. Meriç, İstanbul'un tarihi boyunca en çok seyahat edilen ve uğruna seyahatnameler yazılan şehirlerden biri olduğunu aktararak, ''1550-1650 arasında İstanbul'la ilgili yazılmış bugün kütüphanelerde bulunan 550 seyahatname var.'' dedi. İstanbul'un gezmekle bitmeyen bir şehir olduğunun altını çizen Meriç, ''İstanbul'un her yeri eski tarihten izler taşıyor. Bir ilim dalı gibi incelenerek dolaşılması gerektiği kanaatindeyim. İstanbul sadece abideleriyle değil, tabiatıyla da bir tarihtir. Tarihimizin derinliklerine kök salmayı başarabilirsek, cumhuriyetimiz yepyeni bir tazelikle, dinamizmle yükselecektir ve mahşere kadar İstanbul semalarından ezan sesleri hiç eksik olmayacaktır.'' görüşlerinde bulundu. Haber : İrem ŞENKAYA Kaynak : AA

Devamı

Ziraat Türkiye Kupası'nda son 16 turu eşleşmeleri

  • 15.12.2017

Ziraat Türkiye Kupası'nda son 16 turu eşleşmeleri.

Devamı

Marmara Üniversitesi’nde Topkapı Sarayı Konferansı

  • 15.12.2017

İstanbul tarihi ve kültürü, askerî tarih ve strateji alanında çalışmaları bulunan araştırmacı tarihçi A. Sefa Özkaya’nın katılımıyla “İstanbul Kültürü’nün Cem Olduğu Yer: Topkapı Sarayı” başlıklı konferans gerçekleştirildi. Marmara Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı tarafından 11 Aralık Pazartesi günü Fen-Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansta Özkaya, Topkapı Sarayı hakkında yanlış bilinen detaylara dikkat çekti. Konferansa Topkapı Sarayı’nın bilinmeyenleri hakkında bilgi vererek başlayan Özkaya, Topkapı Sarayı olarak bilinen sarayın asıl Topkapı Sarayı olmadığını, hiçbir padişahın da buraya “Topkapı Sarayı” demediğine dikkat çekti: “Günümüze ulaşamayan asıl Topkapı Sarayı, bugünkü Topkapı Sarayı olarak bilinen saray kompleksinin bir sahil-sarayıydı ve 1864 yılında yanarak tarihe karıştı. Daha sonra tarihe karışan asıl Topkapı Sarayı adını bugünkü saraya verdi” diyen Özkaya, bugün Topkapı Sarayı adı ile anılan yapılar kompleksinin Osmanlı Dönemi’nde Saray-ı Amire, Saray-ı Hümâyun veya Saray-ı Cedid (Yeni Saray) gibi isimleriyle anıldığını ifade etti. Topkapı Sarayı Hakkında Yanlış Bilinenler Sarayın yapılış tarihine değinen Özkaya “Topkapı Sarayı’nın yapılış tarihi genellikle 1478 kabul edilir, bu yanlış bir tarihtir. Biri çağdaş, diğeri ise muahhar (hemen sonraki devir) olmak üzere, sarayın ilk kurluş tarihini veren 2 kaynak vardır. İlk olarak Kritovulos (Fatih Sultan Mehmet dönemi tarihçisi) Historia adlı eserinde, bu sarayın Fatih Sultan Mehmet tarafından Julien takvimiyle (Bizanslıların kullandığı takvim) 6967 yılında yapıldığını yazmıştır ki bu 1459-60 miladî yılına tekabül eder. Bir diğer kaynak olan Evliya Çelebi ise Seyahatname adlı eserinde Sarayın ilk kapısı olan Bâb-ı Hümâyun’un (Saltanat Kapısı) üzerinde 863 tarihli bir kitabe olduğu yazılmıştır. Bu tarih 1458-1459 yılına tekabül eder. Biz bu iki kaynak sayesinde sarayın ilk defa 1459 tarihinde yapılmaya başlandığını anlıyoruz.” dedi. Özkaya, ayrıca Saray’ın Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Haliç arasında kalan tarihî İstanbul yarımadasının ucundaki Sarayburnu’nda, Bizans akropolü üzerinde kurulduğunu, buranın bir dönem Bizans mezarlığı olarak kullanıldığını ve bazı imparatorların bugünkü saray alanına defnedildiğini vurguladı. “Fatih Sultan Mehmet 1470’li yılların başında sarayın ilk abidesi olan Çinili Köşkü yaptırdı fakat günümüzde bu köşk, Saray sınırları içerisinde yer almıyor. Eğer siz burayı görmek istiyorsanız, Topkapı Sarayı Müzesi’nden çıkıp Arkeoloji Müzesi’ne gitmelisiniz. Dünyada hiçbir saray yoktur ki tam ortasına bir Arkeoloji Müzesi binası yapılsın! İngiltere’de kraliçeye böyle bir teklifle gitseniz sizin deli olduğunuzu düşünür” diyen Özkaya, Sepetçiler Kasrı ve Bâb-ı Ali karşısında yer alan Alay Köşkü’nün de Saray’ın önemli yapılarından olduğunu bugün bu yapıların sarayla hiçbir alakası kalmadığını ifade etti. Lahanacılar, Bamyacılar’a Karşı Özkaya, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki en yaygın spor dalının cirit olduğunu ifade ederek, “Günümüzde Fenerbahçe ve Galatasaray ne ise Osmanlı devrinde de Lahanacılar ve Bamyacılar o demekti. Cirit takımları oluşturulurken bir kısmı Amasyalılardan bir kısmı Merzifonlulardan oluştuğu için herkes kendi memleketinin simgesini almıştı. Yüz yıllar boyunca böyle devam etmiş ve İstanbul’da yüzlerce bamya ve lahana taşı yapılmıştı. Bu yüzlerce taştan günümüze maalesef sadece 4 tanesi ulaşmıştır.” diyen Özkaya, bu 4 taştan ikisinin 2 Osmanlı padişahına ait olduğunu ve Topkapı Sarayı’nda bulunduğunu, saraydaki Lahana Taşı’nın çok koyu bir Lahanacı olan Padişah III. Selim’e, diğerinin ise aynı fanatiklikte bir Bamyacı olan II. Mahmud’a ait olduğunu söyleyerek III. Selim’in “Lahana” diye bir şiirinin bile bulunduğunu, hatta Bamyacılarla dalga geçtiğini söyledi. Ahmet Sefa Özkaya Kimdir? Lisansını Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünde, yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İstanbul Araştırmaları bölümünde tamamlayan Özkaya, 1999 yılından bu yana İstanbul tarihi ve kültürü, 2002 yılından bu yana da askeri strateji ve askeri tarih hakkında araştırmalar yapıyor. Çalışma alanıyla ilgili yetmiş binin üzerinde fotoğraf arşiv malzemesine sahip olan Sefa Özkaya, Profesör Doktor Semavi Eyice ile ortak makale ve raporlar yazdı. Özkaya 2015 yılında yazdığı bir raporla Harbiye Askeri Müzesi’nin 1506 tarihli Vatikan Müzesinden daha eski olduğunu ispatlayarak kuruluş tarihini 1453 olacak şekilde düzeltmiş ve Uluslararası Müzeler Konseyi’nin (ICOM) onayıyla Askeri Müze’nin dünyanın en eski müzesi olmasını sağlamıştır. 2015 yılında yaptığı bir tanıtımla İstanbul’un en eski dikili taşı olan Pompei Sütunu’nu basına tanıtmıştır. 2016 yılı itibariyle Taç Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçilmesinin ardından, 2017 Nisan ayında yine Taç Vakfı tarafından şeref üyeliğine seçilerek Türkiye’nin en genç şeref üyesi olmuştur. Haber: Sevgi YURTSEVER-İrem ŞENKAYA Fotoğraf: İrem ŞENKAYA

Devamı

Çöpe Atılan Kitaplar Temizlik İşçileri Sayesinde Hayat Buldu

  • 15.12.2017

Ankara'da Çankaya Belediyesi'nin temizlik işçileri, gece vardiyalarında bir yandan çöpleri toplarken diğer yandan çöplerin kenarına atılmış halde bulunan kitapları toplayarak kütüphane kurdu. Başkentin temizlik işçileri, son yedi aydır çöpten kurtardıkları kitaplarla bir kütüphane kurulmasına öncülük ettiler. Belediye, 2000 yılından bu yana Ankara'nın İmrahor Mahallesi'nde terkedilmiş halde olan tuğla fabrikasını bir buçuk yıl önce restore ederek çöp toplama şantiyesi haline getirdi. 1970'lerde inşa edilen fabrikanın dış dokusu aynen korunarak; içi belediye işçileri için berber, kuaför ve dinlenme odası gibi bölümler içeren bir tesise dönüştürüldü. Kütüphane 4 Bin Kitaptan Oluşuyor İşçiler için yapılan tesise yedi ay önce kütüphane de eklenmiş. Temizlik işçilerinin çöpe atılan kitaplardan oluşturduğu kütüphane, yaklaşık 4 bin kitap barındırıyor. Kitap okumayı seven belediye işçileri mesai arasındaki boş zamanlarını bu kütüphanede geçiriyor. Kütüphaneyi sık sık kullandığını ifade eden Murat Serkök; "Bir aydır belediyede şoförlük yapıyorum ve vakit buldukça sürekli buraya geliyorum. Burası benim için bulunmaz bir nimet oldu. Bir an önce işim bitsin de geleyim diye can atıyorum, işin yoğunluğu üzerimden gitmiş oluyor." Dedi. Temizlik işçileri de bu işin bir parçası olmaktan oldukça memnun. Efe Akpınar, çöplerden kitapların toplantı şantiyeye getiriliş sürecini şöyle anlatıyor: "Bilinçli insanlar kitapları poşet ya da çuval içerisine konteynerlerin yanına koyuyorlar. Biz de bu kitapları gördüğümüz zaman alıp aracın ön kısmına koyuyoruz. Daha sonra da burada çalışan arkadaşımıza teslim ediyoruz." Akpınar, proje başladığından bu yana çöp konteynerleri yanına bırakılmış kitaplar görmenin kendisini mutlu ettiğini söylüyor: "Konteyner yanına bırakılmış kitap gördüğümüzde içimize bir mutluluk geliyor. Yeni kitapları hemen alıp kütüphanemize getirelim istiyoruz. Burayı ne kadar büyütebilirsek o kadar güzel olacak." Bir başka temizlik işçisi Bekir Karakoç ise 13 yıldır temizlik işçiliği yaptığını söylüyor, ve 'keşke kitapları toplamaya daha önce başlasaydık' diyerek iç geçiriyor. Çankaya Belediyesi çöpten toplanan kitapları okullara bağışlamayı hedefliyor.

Devamı

RTÜK, Dizilerdeki Olumsuz İçeriklere Dur Dedi

  • 14.12.2017

Rtük Dizilerdeki Olumsuz İçeriklere Dur Dedi.

Devamı

Cengiz Aytmatov 89. Doğum Yılında Anıldı

  • 14.12.2017

Dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, doğumunun 89. yılında Kırgızistan'ın başkentindeki mezarı başında anıldı. Dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, doğumunun 89. yılında Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'teki mezarında ailesi ve sevenleri tarafından anıldı. Aytmatov'un Ata Beyit Devlet Mezarlığı'ndaki kabrine çelenk ve çiçek bırakıldı. Anma töreninde Kur'an-ı Kerim okundu. Yazarın ölümünden sonra ailesi tarafından müzeye dönüştürülen evi de ziyaretçilere açıldı. Öğrencileri ile Aytmatov'un evini gezen Bişkek 58. Devlet Okul Müdürü Almagül İsrailova, yaptığı açıklamada, "Bugün bizim için çok gurur verici bir gün. 12 Aralık Cengiz Aytmatov'un doğum günüdür. Aytmatov, yaşasaydı bugün 89 yaşında olacaktı. Aytmatov'un doğduğu topraklarda yaşamaktan büyük gurur duyuyorum. Aytmatov, sadece Kırgızistan'ın değil, tüm Türk dünyasının gurur kaynağıdır. Aytmatov, Kırgız-Türk dostluğunun köprüsünü oluşturuyor." dedi. Ulusal Bilimler Akademisinde de Aytmatov'un eserlerin tanıtıldığı sergi düzenlendi. Etkinliğe bakanlar ve çok sayıda bilim adamı katıldı. Kaynak: AA Haber: Ebru Tümen

Devamı

Apple'dan yapay zeka ile sürülen otomobil

  • 14.12.2017

Apple'dan yapay zeka ile sürülen otomobil.

Devamı

Demgoodcoffee ile engelsiz hayat!

  • 14.12.2017

Merve Karataş (demgoodcoffee çalışanı) İşitme engelli bireylerle çalışmak nasıl bir duygu, ne kadar zamandır bu işi yapıyorsunuz? 1 aydır bu işi yapıyorum, yeni bir alan benim için. Buraya başlamadan önce sadece Türk kahvesi seven bir bireydim. İş başvurusu yapmadan önce burayı çok araştırdım. Damla Hanım ve Görkem Bey ile tanıştıktan sonra işe başladım ve bu işi yapmaktan çok memnunum. Daha önce işaret diline dair bilgim yoktu, Damla Hanım ile temel düzeyde işaret dili öğrendim. Buradaki atölye çalışmalarıyla birlikte öğrenmeye devam ediyorum. İşitme engelli bireylerle anlaşmak çok zor değil; çünkü onlar zaten sizi dinliyor. İşaret dilinin, yabancı dilden pek bir farkı yok. İşaret dili ile ilgili araştırmalar yaptım. İşaret dilinin yaygınlaşması için pek fazla bir şey yapılmadığını gördüm. İşin içine girdiğimde bu durumda olan çok fazla insan olduğunu gördüm. Bir şeylerin yapılmamış olması çok üzücü. İşin içine girince bu insanların ne durumda olduğunu gördüm. Burası bana insanları soyutlamamız gerektiğini öğretti. İnsanın , insan olarak değer verildiği bir yer alarak tanımlıyorum burayı. Ceyda Cihan, İrem Altuntaş (demgoodcoffee misafirleri) Bu kafeye ne sıklıkla geliyorsunuz ? Haftada 4 gün geliyoruz. Bu kafeyi tercih etmenizin sebebi nedir? Beşiktaş'taki diğer kafelere göre daha nezih ve sakin bir mekan. Çalışanlar çok cana yakın ve dinamik bir yapıya sahip. Kahve lezzeti konusunda alanında uzman bir mekan. Kahve lezzetinde tam bir öğrenci dostu. Ders çalışmak için çok nezih bir mekân. Hayvanlara gereken önemi gösterdiklerini görüyoruz. İlerdeki çalışmalarımızda sivil toplum çalışmalarında görev almak istiyoruz. İşitme engelli insanların hayata katılımıyla ilgili görüşleriniz nelerdir? Bazı işitme engelli insanların çok ön yargılı olduğunu düşünüyoruz. İşitme engelli insanların, önündeki engeller kaldırılarak ön yargılarını giderebilmeliyiz. Küçük yaşlarda işaret dili eğitimi verilmeli, çocuklara bu durumun normal bir olgu olduğunu açıklamalıyız. Bu bir eksiklik değil, farklılıktır. Markaların çok sayıda projeleri var, bu projeler geliştirilebilir. İşaret dili okullarda ders olarak öğretilebilir. Sosyal sorumluluk ve kulüp çalışmalarında işaret dili eğitimlerinin verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Haber-Fotoğraf: Özge Taşdemir

Devamı

Suudi Arabistan Sinema Yasağını Kaldırıyor

  • 14.12.2017

Suudi Arabistan Sinema Yasağını Kaldırıyor.

Devamı

93 Yıllık Reklam Yolculuğu

  • 13.12.2017

Türkiye İş Bankası, 93 yıldır sürdüğü reklam faaliyetlerini ilginç ve interaktif bir bilgilenme deneyimi ile Eminönü’ndeki Türkiye İş Bankası müze binasında sergiliyor. Geçmişten günümüze reklam sektöründeki değişiklerin, trendlerin canlı örneklerini sunan müze, meraklılarını “İş Bankası İftiharla Sunar” başlıklı sergiyle buluşturuyor. Cumhuriyet döneminin ilk ulusal bankası olan ve Türkiye ekonomisi adına hayati görevler üstlenen İş Bankası'nın 1924 yılında başlayan ve günümüze kadar devam eden reklam faaliyetlerinin belgelendiği sergide içerik olarak ziyaretçilere zengin bir deneyim sunuluyor. Sergi, reklamın teknik gelişimini, Türkiye İş Bankasının simgesi olan "kumbara" ları, önemli reklamcıların çalışmaları ile kendileri hakkında bilgileri, her döneme özgü yaratıcılığı olan promosyonları ve günümüzdeki reklam filmleriyle tarihi bir yolculuk rotası çiziyor. "İş Bankası İftiharla Sunar” sergisi, tek tek ve toplu gösterimlerde 450 reklam filmi, 400’e yakın basılı iş ve 60 kadar özgün nesnenin izlenebildiği görsel ve işitsel bir arşiv ile reklamcılık tarihi açısından ışık tutuyor. Küratörlüğünü İzzeddin Çalışlar’ın yaptığı sergi, 25 Mart 2018 tarihine kadar pazartesi hariç her gün, Eminönü’ndeki İş Bankası Müzesi’ne ziyaretçilere ücretsiz olarak açık olacaktır. Haber & Fotoğraf: Nur GÜN

Devamı